20 Mayıs 2017 Cumartesi

Kelebek Adası - Sarah Jio - Kitap Yorumu


Evet , resimde gördüğünüz gibi bu üç çocuk annesi güzel kadın yine Allah vergisi şahane yeteneğini kullanmış ve ortaya harika bir roman daha çıkarmış .

Ben ki , şimdilerde iki çocuk annesi olmuş , işi başından aşkın bir birey olarak Sarah Jio kitaplarını iki günde bitirebiliyorsam varın siz düşünün kitapların ne kadar akıcı olabileceğini ...
Bana gelecek olursam ;
Artık neredeyse hiç televizyon izlemiyorum. 
Sabah uyandığımda , çoğunlukla bebeğimi uyuturken ve günlük işlerimden arta kalan kendime özel zamanlarımda ... Sürekli ama sürekliii kendimi kitaplara gömer oldum.
Tıpkı eski günlerdeki gibi .( Eski dediysem hamilelik öncesi bir 14 ay önceleri :)

Gelelim Sarah Jio 'nun son eseri Kelebek Adası 'na .

Olaylar Charlotte ve Erik’in evlenip balayına Bermuda’ya gitmesiyle başlıyor. Gelişen bazı olaylar akabinde Charlotte okyanusun ortasında , doğru düzgün onunla konuşmayan bir adamla aynı teknede kalır ve uzun günler okyanusta akıntıya kapılıp git gide daha da kaybolurken  bulunup , kurtulmayı bekler. Birbirine yabancı bu iki insan yaşam mücadelesi verirken yaşamlarından ümitlerini kestikleri anda  bazı mucizelerin olduğu bir adaya düşerler . Issız bir adada yaşamaya çalıştıkları , birbirlerini tanımaya başladıkları bu macera sizi öyle etkisi altına alıyor ki kitabı elinizden bırakamıyorsunuz .

Hayaller kurdurtan , sizi oturduğunuz koltuktan alıp çokk uzaklara götüren romantik , gizemli kitaplardan hoşlanıyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız .

en iyi aşk kitapları

16 Mayıs 2017 Salı

Mart Menekşeleri Kitap Yorumu

Sarah Jio

Sarah Jio ile ilk kez Böğürtlen Kışı romanı ile tanıştım. Akıcı üslübu , okurken olayları okuyor değil de daha çok izliyor hissi uyandıran betimlemelerini çok sevmiş , kitabı da büyük bir beğeni ile iki gün içerisinde bitirmiştim.

Sarah Jio kendi tarzını oluşturmuş , olay kurgusunu , karakterleri yazmayan adeta yaşatan bir kaleme sahip . Okuduğum kitaptaki karakterler roman bittiğinde sanki kurgu değil de gerçek hayatta uzun süre görüşemeyeceğim arkadaşlarımmış hissini uyandırıyor her seferinde.

Gelelim Mart Menekşelerine ...

'Gerçek aşkı yaşadığına inanan ünlü yazar Emily Wilson, kocasının başka bir kadını ona tercih ettiğini öğrenince, hayal kırıklığına uğrar. Tüm bu olanlara rağmen yine de tek bir damla gözyaşı dökmez. 
Büyük yengesi Bee, Mart ayını Bainbridge Adasında geçirmesi için onu davet eder. Emily ruhunda açılan yaraların iyileşmesi umuduyla, bu teklifi kabul eder. 
Adanın mistik havasıyla huzuru yakalamaya çalışan Emily, 1943 yılında yazılmış kırmızı kadife kaplı bir günlük bulur. Bu günlük onu geçmişin tozlu sayfalarına hapsolan gerçek bir aşk hikâyesine ve altmış yıllık bir aile sırrına götürecektir...  '

Emily , yengesinin yanına Bainbride adasına gittiğinde çocukluk aşkı ve çok çok hoşlanacağı yakışıklı bir adam ile de karşılaşıyor aynı zamanda . Okuduğu günlükteki ilgi çekici hikaye dışında yeniden aşka şans verecek mi sorusu da okurken zihninizi meşgul ediyor ve ikili diyaloglar size güzel ve keyifli saatler geçirtiyor. 

Kitabı okurken sahilde , dalga seslerini adeta duyup huzur buluyorsunuz . Henüz okumadıysanız en geç üç gün içerisinde okuyup hayran olacağınız güzel bir kitap Mart Menekşeleri.

Tavsiyemdir :)

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Bin Muhteşem Güneş Kitap Yorumu


Her zaman çok satan ve tavsiye edilen kitaplara karşı sebebini açıklayamadığım bir ön yargım olmuştur. Kitap alırken mutlaka okuyucu yorumlarına bakar ama olumlu yorumları dikkate alıp ta çok beklenti içine girmem...

Facebook'ta üye olduğum bir kitap sayfasında okuyucuların defalarca tavsiye ettiği bir kitaptı Bin Muhteşem Güneş .

Ve yeni bir kitap arayışındayken bu sefer tavsiyeleri dikkate almaya karar verdim ve geçtiğimiz hafta aldım şu meşhur iz bırakan kitabı ...


Bu kitabın uzun zamandır yapamadığı şeyi başardığım ve iki çocuklu ve işi başından aşkın bir anne olarak bir hafta gibi bir sürede bitirebildiğim için beklentimi karşıladığını itiraf etmeliyim.

(Çok şükür) Ülkemizde tanık olmak zorunda kalmadığımız savaş zamanlarının insan hayatındaki etkilerini gördüm. Şükrettim sakin geçen çocukluğuma ve hayatıma ..

Ülkemde konuçlanmış mültecileri düşündüm ...
Dilenenleri , hayata tutunmaya çalışanları ,çoluk çocuk tek gözlü odalarda yaşamak zorunda kalanları ...


Bu kitap sayesinde onların neler çekmiş olabileceklerini anladım , bir kitaptan ne kadar anlaşılabilecekse ; aileni , evini , çocuklarını ,arkadaşlarını kaybetmenin acısını !

Aşkın ne kadar güzel bir duygu olduğunu , hayatınızın kontrolü bir başkasının elinde olduğunda nasıl da alt üst olabileceğini ...

Kısacası ben bu kitabı epey ders çıkartmış olarak bitirdim.

Daha önce okuduğum aşklı , sahili , kahkahalı kitaplar gibi neşeme neşe katmadı belki ama çok daha iyi bir şey yaptı ;
Beni şükretmeye , sabretmeye ve güzellikleri farketmeye yöneltti !

Henüz okumadıysanız keyifle okuyacağınızı düşünüyorum.


Bin Muhteşem Güneş
Halit Hüseyni tarafından yazılan roman
Bin Muhteşem Güneş, Afgan-Amerikalı yazar Halit Hüseyni'nin yazmış olduğu ve 2007 yılında yayınlanan roman. Vikipedi
İlk Yayınlanma Tarihi22 Mayıs 2007
Özgün diliEnglish
TürlerRoman, Kurgu
x

12 Mart 2017 Pazar

Oslo 31 Ağustos


Evlenip çocuk yapmak istiyorum.
Dünyayı dolaşmak, bir ev almak

Romantik tatillere gitmek, 
Gün boyu sadece dondurma yemek istiyorum

Başka ülkelerde yaşamak.
İdeal kiloma inip orada kalmak.

Harika bir roman yazmak.
Eski arkadaşlarla haberleşmek.

Bir ağaç dikmek istiyorum.
Nefis bir akşam yemeği hazırlamak.

Kendimi başarılı hissetmek.
Buz banyosu yapmak, 
Yunuslarla yüzmek.

Gerçek bir doğum günü partisi vermek.

Yüz yaşına kadar yaşamak.
Ölene dek evli kalmak.

Bir şişede coşkulu bir mesaj yollayıp,
Aynı derecede ilginç bir cevap almak.

Tüm korkularımın üstesinden gelmek.
Bütün gün bulutları izleyerek yatmak.

Antikalarla dolu eski bir ev almak.
Bir maratonu sonuna dek koşmak.

Harika bir kitap okuyup, güzel cümleleri hayatım boyunca hatırlamak.


Hislerimi yansıtan harika resimler yapmak.

Bir duvarı sevdiğim resimlerle ve sözcüklerle kaplamak.

Sevdiğim dizilerin tüm sezonlarına sahip olmak.

Önemli bir konuya dikkat çekip,insanların beni dinlemesini sağlamak.

Paraşütle atlamak, 
Helikopter kullanmak,
Çırılçıplak yüzmek.

Her gün aradığım türden iyi işi bulmak.

Romantik ve eşsiz bir evlenme teklifi almak. 
Gece açık havada uyumak.

Besseggen Dağı'na tırmanmak, 
Bir filmde ya da ulusal tiyatroda rol almak.

Piyangoda milyon kazanmak.
Faydalı işler yapmak.

Ve sevilmek istiyorum.

Oslo, 31. August (2011), Joachim Trier

9 Mart 2017 Perşembe

En Son Ne Zaman Dua Ettin ?


En Son Ne Zaman Dua Ettin ?
Gece yatmadan önce mi ?
Sabah uyandığında  ?
Ya da olmasını çok istediğin şu büyük dileklerin için az önce mi ?

Sebebi ne olursa olsun dua edebilmeli , bunu her gün yapmalıyız. 
Her an aklımıza ne gelirse gelsin , büyük küçük istek demeden o an Allah ' a el açmalı ve isteğimizi söylemeliyiz. 

Çünkü Peygamberimiz s.a.v. ne diyor  ;

Dua ederken çok isteyin çünkü vereceği hiçbir şey Allah'a ağır gelmez. '

Dua etmek bir çoğumuz ve itiraf etmem gerekirse benim için de malesef bir alışkanlık değil , başım sıkıştığında başvurduğum bir iletişim şekli . 
Ola ki işlerim tıkırında ve bir derdim yok , işte o zaman çoğu gün benim için dua etme de yok !

Ama okudukça , araştırdıkça anlıyorum ki bu da şeytanın bizler üzerindeki etkili oyunlarından biri . 
Bizler dua ettiğimizde kazanan taraf olduğumuz için o da bize bunu unutturarak kaybedenlerden olmamızı sağlıyor .


40. Sure (Mü'min Suresi), 60. AyetRabbiniz şöyle dedi: "Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir."

Sizce dua etmemizi bu nedenle  unutturuyor olabilir mi  şeytan denilen baş düşman ?

Oysa Allahu-Teala duayı geri ççevirmez ve üç şekilde mutlaka kabul eder ;

1.Hemen, yani duâyı yaparken peşin kabul eder. 2.Kabul eder; ama hemen vermez,
3.Duamızın karşılığını dünyada vermez sevap olarak ahirette verir.


Her türlü kazanan taraftayken bu konuda daha istekli ve istikrarlı olabilirmişim diyorum ben kendime üzülerek .
Ve bundan sonrası için dua etmek konusunda fırsat kollamaya ve vereceği hiçbir şeyin kendisine ağır gelmeyeceği Allah ' tan , olacağına inanmadığım ne dileğim varsa hepsini bir bir isteyeceğim ...

Sabırla ve acele etmeden , çünkü  Allah yarattığı kullarını çok iyi tanıyor .

17. Sure (İsrâ Suresi), 11. Ayetİnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.

Bu konuda uygulayacağım ve sizlere de tavsiye etmek istediğim uygulama bir dua defteri edinmek olacak ...

Yazmanın çok faydalı bir terapi olduğunu biliyorsunuz . Günlük yazıyoruz ,  hedef listeleri yazıyoruz , alışveriş listeleri yazıyoruz , beğendiğimiz özlü sözleri bile yazıyoruz defterlere - facebooklara ...

Peki neden dualarımızı yazmayalım ?

Hem bu şekilde dileklerimizi daha somut hale getirebilir ve aynı zaman da da daha çok isteme ve dua etme alışkanlığı geliştirebiliriz .




Günün Sözü

' İnsanoğlu için iki vadi dolusu mal olsaydı , muhakkak ki bir üçüncüyü isterdi... İnsanoğlunun aç gözünü ancak toprak doyurur. Beni seven kardeşlerim dünya malına kapılıp gitmesin.Cennette ben onlara en benzersiz nimetleri kendi ellerimle sunacağım . ! 
Hz. Muhammed S.a.v.

8 Mart 2017 Çarşamba

Robin Sharma'dan Baş Döndürücü Bir Hayat İçin 60 Öneri


1- Her gün egzersiz yapın.
(Günde 30 dakika tempolu yürüyüş bile bir şeydir.)

2- Şükretmeyi hayatınıza ciddi biçimde katın.


3- İşinizi hobi olarak görün.


4- En iyisini umun, en kötüsüne hazırlanın.


5- Günlük tutun.


6- Benjamin Franklin'in hayatını okuyun.

(Kendisi eski ABD başkanlarından biri ve gerçekten motive edici bir yaşam öyküsüne sahip.) 

7- Haftanızı planlayın.


8- Hayatınızdaki en öncelikli 5 şeyi bilin.


9- Dikkat dağıtıcı şeylere kanmayın.
 (İşiniz varken Facebook'a dalmayın. Her hadi çıkıyoruz diyenin peşinden işi gücü bırakıp eğlenceye çıkmayın.)

10- Çok su için.


11- Yaptığınız işi her gün geliştirin.


12- Kendinize bir akıl hocası bulun.

13- Bir koçla çalışın.

14- Her gün sabah 5'te uyanın.

 15- Daha az yemek yiyin.

16- Kendinize daha çok kahraman/idol bulun.

17- Birinin kahramanı/idolü olun.

18- Tanımadığınız insanlara gülümseyin.


19- Tanıdığınız en etik insan olun.

20- Mükemmelden daha azıyla yetinmeyin.

21- Hayatın basit zevklerinin tadını çıkarın.

22- Gelirinizin en azından %10'unu her ay biriktirin.

23- Sanat galerilerinde zaman geçirin.

24- Koruluklarda yürüyün.

25- Size yardımcı olan insanlara teşekkür mesajları yazın.

26- Size yanlış yapan insanları affedin.

27- Liderlik etkili olmakla ilgilidir, unvan ve övgülerle değil.

28- Sevdiğiniz insanlarla hayatınız boyunca hep hatırlayacağınız anlar yaratın.

29- 5 çok iyi arkadaş edinin.

30- Hayret verici biçimde nazik olun.

31- Televizyonu fişten çıkarın.

32- Televizyonu satın.

33- Her gün bir şeyler okuyun.


34- Haberlerden kaçının.


35- Sahip olduğunuz şeylerden memnun olun.

36- Hayallerinizin peşinden gidin.

37- Kendinize özgü, sahici olun.

38- Hırslı olun.


39- Özür dilemeniz gerektiğini bildiğinizde özür dileyin.

40- Yaptığı iyi bir şey için bir başkasını kutlamak için fırsatı kaçırmayın.

41- Bir vizyonunuz olsun.
(Hayatınızın nasıl olmasını istediğiniz hakkında bir görüşünüz olsun.)
42- Güçlü noktalarınızı bilin.

43- Bir işteki eksikliği değil iyiyi görmeye odaklanın.

44- Sabırlı olun.

45- Vazgeçmeyin.

46- Kendi pisliğinizi toparlayın.
(Fiziksel olarak olmasının yanı sıra, yaptığınız hatalar manasında da.)

47- Güzel kelimeler kullanın.


48- Daha fazla seyahat edin.

49- "As You Think"'i okuyun

50- Ebeveynlerinize saygı duyun, onlara değer verin.

51- Taksicilere bahşiş verin.

52- İyi bir takım arkadaşı olun.


53- Eleştriler karşısında enerjinizi yitirmeyin.

54- Dağlarda vakit geçirin.


55- En önem verdiğiniz 5 değerinizi bilin.

56- Çok meşgul olmaktan sonuç almaya yönelin.

57- Yenilikçi olun ve bunu hep yapın.


58- Daha az konuşun. Daha çok dinleyin.

59- Tanıdığınız en iyi insan olun.

60- Hayatınızı önemli görün ve o hale getirin.


Alıntıdır

https://gundelikmuhabbetler.blogspot.com.tr/2013/01/robin-sharmadan-bas-dondurucu-bir-hayat.html

3 Mart 2017 Cuma

Bir An !

' Hayat kısa . Sanırım sadece öldüğümüzde anlayacağız bunu . '
                                                                                             
   Steve Jobs


Bugün kitaplığımda kalem ararken yırtılmış , eski ve kapağı olmayan bir not defteri geçti elime.
Anı biriktirmeyi her zaman sevmişimdir .
Ve elime geçen bu defter sahip olduğum en güzel anılardan biri olan okul yıllarıma götürdü beni . 

Yıl 2006 ve yer kız meslek lisesi...

4 iyi arkadaş ve birlikte neredeyse her gün bir şeyler karaladığımız bir not defteri !

Okudum , okudum ...

Ne cahil , ne de masummuşuz.

En büyük dertleri sınavdan iyi not alabilmek olan ve bir gün annelerimizden izin alabilirsek hayali hep birlikte Adalara gitmek olan genç kızlarmışız.

Biz o Adalar maceramızı birlikte hiç yaşayamadık .Ama o yırtık defter şahit olmuş hayallerimize , dertlerimize , güldüğümüz onca saçma sapan şeylere ...

Ve ben bugün anladım ki gerçekten de hayat çok kısa .
Zaman çok hızlı akarken hepimiz uyuşmuş gibi hayat mücadelemizde savruluyoruz. 
Farkında bile değiliz geçen zamanın  zamanın bize kattıklarının ve pek tabii götürdüklerinin .

İşte tek bir an bana 10 yıl önce kim olduğumu hatırlattı .
Kendi kelimelerimin bana nasıl da yabancı geldiğini görünce şaşırdım.

Ve evet konunun özüne gelecek olursam galiba Steve haklı. ' Hayat Kısa ' 

.Yanı başımda ikinci bebeğim uyurken yazıyorum tüm bunları ve ben kendimi o tahta sıralarda oturan kızdan hiç ama hiç farklı görmezken aradan 10 yıl geçmiş olmasına hayretle şaşıyorum ...

Hayat Kısa ... !


28 Şubat 2017 Salı

96 Yaşındaki Kadından Hepimizi Aydınlatacak Tavsiyeler !

1. Hayat her zaman adil gözükmeyebilir gözüne ama yine de çok güzeldir.

2. Hayat o kadar kısa ki, birisinden nefret ederek vaktini harcama

3. Mucizeleri göremiyorum deme, dışarı çık, mucizeler her yerde

5. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin

6. Hayatı çok fazla sorgulama, harekete geç ve gerekeni şimdi yap

7. İlk maaşından itibaren, emeklilik için para biriktirmeye başla

8. Konu çikolata olunca direnmek gereksizdir.

9. Geçmişinle barış ki, geleceğini zehir etmesin. 

10. Çocuklarının seni ağlarken görmesinde sorun yok

11. Hayatını, başkalarının hayatı ile kıyaslama. Hangi koşullardan geçerek buraya geldiklerini bilemezsin.

12. Eğer bir ilişkin varsa ve ilişkinin bilinmemesini istiyorsan, o ilişki içinde olmamalısın.

13. Hayatta ne tutku duyuyorsan peşinden gitmeli ve bu yolda “hayır”ı cevap olarak kabul etmemelisin.

14. Yeniden çocukluğunu yaşamak tamamen sana bağlı ve kimse de sana karışamaz

15. Güzel mumlarını yak, güzel çarşaflarını ser, çeyizindeki yemek takımlarını kullan. Özel günleri bekleme, bugün gayet de özel bir gün.

16. Mor giymek için daha da yaşlanmayı bekleme, sıra dışı olmanın tam sırası

17. Çok kötü olaylardan sonra şöyle düşün: “5 yıl sonra bu olayın bir önemi olacak mı?”

18. Herkesi ve her yapılanı bağışla, affet, önemseme

19. Başkalarının senin hakkında ne düşündüğünden sana ne?

20. Ne demişler, zaman her şeyin ilacı. Zaman ver.


21. Durum ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun değişecek, bunu unutma!

22. Hasta olduğunda işin sana bakmayacak, arkadaşların bakacak. Dostlarına zaman ayır.

23. Mucizelere inan.

24. Unutma, seni öldürmeyen şey seni güçlü kılar. Bu hep böyle olmuştur.

25. En iyi şeyler henüz gerçekleşmeyenler, umudunu kaybetme.

26. Ne yapacağını bilemediğinde bir kaç derin nefes al, iyi gelecektir.

27. Hayat size bir hediye, bunu unutmayın.

18 Şubat 2017 Cumartesi

Çalışan Anne ' den Ev Hanımı Anneye Dönüş

blog yazarak para kazanmak

Aslında ' Ev Hanımı ' diye bir tabiri sevmiyor , hatta kabul etmiyorum. ! Sadece arama motorlarından bana daha kolay ulaşılabilinsin diye bu tabiri yazmak durumunda kaldım. Yoksa ' Ev Hanımı ' tanımlaması bana hep ' Evinin kadını , çocuklarının anası ' cümlesini hatırlatır ve aynı klişeliği hissettirir.


Her neyse konumuza dönecek olursak bu ay itibari ile tam bir yıl olacak çalışma hayatımdan ayrılıp , evde vakit geçirmeye başlayalı ...


Bu sürede neler oldu ?


Öncelikle hamile kaldım !

Tıpkı hayal ettiğim gibi bol gezmeli tozmalı bir hamilelik geçirdim.
Hep merak duyduğum tığ işi örgü çeşitleriyle oyalandım. Bir bebek şapkası örmüşlüğüm var ki evlere şenlik ! O işlere pek yeteneğim olmadığını da böylece anlamış oldum.
Zaman zaman kitap okudum , film izledim , oğlum ve dersleriyle ilgilendim...

Şimdi ise iki aydır iki çocuklu hayatı deneyimlerken aslında asla tamamen çalışma hayatından kopmak istemediğimi anlıyorum.

Evet zamanı var , minik bebeğimin büyümesini izlemek ve ilk anlarında tabi ki yanında olmak istiyorum ama belki bir , belki iki yaşına geldiğinde tekrar o  çalışan , planlı programlı , sosyal kadın olabilmeyi diliyorum.

Evde olmaya gelirsek ; şimdilerde bebeğim küçük olduğu ve aynı zamanda ilgi isteyen , derslerinin kabus gibi üzerime çöktüğü bir çocuğum daha olmasından sebep bir uyku düzenim malesef olamıyor. Kaldı ki evde yalnız olduğum dönemlerde bile sabah en geç 9 da kalkan pimpirikli biri için çalışmıyor olmanın konforunu pek yaşayamadım.


Yine de iş hayatındaki stresinden daha kolay evde olmak ve çocuklarınla ilgilenip kendine vakit ayırmak.


Şimdilik evde olmanın güzelliklerine odaklanayım da , iş hayatına tekrar döndüğümde içimde kalan bir aktivite olmasın ...


Peki siz neler yapıyorsunuz çalışan ve çalışmayan anneler , yeni evliler ve genç kızlar :)

Özellikle kendiniz için sizi mutlu eden aktiviteleri yazarsanız çok sevinirim .
Sevgiler ..

10 Şubat 2017 Cuma

İki Çocukla Hayat

Herkese Merhaba ,
Bu yazıyı yazmak için biraz beklemek istedim. Yoksa paylaşmak istediklerimi minik paşa Selim 2 haftalıkken bile yazasım vardı ancak lohusalık psikolojisi ve yeni düzenimizin daha oturmadığını düşünüp ertelemek istedim.

Şu anda tam da hayalimin ortasındayım !


Geçen yıl Aralık ayında kafamın içinde uçuşmaya başlayan  ' Acaba ikinci çocuk düşünmeli miyiz ? soruları , hali hazırda çalışıyor olmam ve çalışmayı çokkk sevmem , ilk oğlumuzun 7 yaşında olması ve tabiri caizse tam da rahata alıştığımız dönemleri yaşıyor olmak derkennn tam bir yıl sonra bu hayallerin , planların meyvesinin , minik paşamızın geleceğini hiç düşünememiştim.

Ben en çok hamile kalabilmeyi , güzel bir hamilelik yaşamayı , karnım burnumda gezebilme kısmına odaklanıp , finalde sadece bir süre evinde çocuklarını eğiten mutlu bir anne olabilmeyi dilemiştim. Çok şükür ki Allah samimiyetle yapılan hiçbir duayı geri çevirmeyeceği gibi, benim de duamı geri çevirmedi Hamdolsun .,.

Gelelim işte o hayal ettiğim hayata ,

İlk olarak şunu itiraf etmeliyim ki korktuğum kadar kaoslu geçmedi ilk iki ayımız .
Başlarda biraz kıskançlık sinyalleri veren büyük oğlumuz , bizim ilgiyi daha çok ona yöneltmemiz , kardeşinin ihtiyaçlarını giderirken onu ortak etmemizle iki hafta sonunda normale döndü.Ben eskisi gibi her gün dışarı çıkamasam da evde olmaya adapte oldum . Zaten sıkılmaya vakit kalmıyor şimdilik ...

Her gün ağzımdan ' İyi ki ' kelimesi dökülüyor istemsiz ...
Tabi bir de Çok Şükür !

Minicik bir beden bizi daha çok aile yaptı çünkü.
Ben bu kez gerçekten anne oldum mesela ...

Tecrübe denen şeyin hayatı nasıl da kolaylaştırabileceğini , bir insanı nasıl rahatlatabileceğini deneyimledim.
Artık bu sayede kontrollü , daha sakin ve ne yapacağını bilen bir anneyim.

İkinci çocuk konusunda düşünen anneler varsa bu satırları okuyan , hayatınızda pişmanlık yaşamayacağınız tek karar diyebilirim.


6 Ocak 2017 Cuma

İkinci Çocuk, Annelik, Lohusalık

Birkaç gün sonra hayatımızın değiştiği günün üzerinden tam bir ay geçmiş olacak.
Evimizin minik bebeği bir aylık koca bir adam olacak yani :)
Nedense bir hevestir 40.günü bekliyorum. Şu kırk uçurma ritüelini de yaptık mı tamamdır,  üzerimden yük kalkacak gibi. Hayat daha kolaylaşacak,  bir düzen oluşturmaya başlayabileceğiz vs.

İki çocuklu hayat çok şükür ki tahminimden daha keyifli ve kolay geçiyor.
Evet eski düzenli hayatımız yok belki ama dünyalar tatlısı minik adam bizi olduğumuzdan daha çok aile yaptı, çok şükür mutluluğunuz huzurumuz da kat kat arttı sayesinde.

Eskisi gibi düzenli yazamayacağım sanırım bir süre ama her zaman sizleri sessizce okuyor olacağım.
Şimdilik bana müsaade,  sevgiler 💕


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...